Yenidoğan Mahallesi’nde kötülük, kapı aralıklarından sızan bir rüzgar gibi önce fısıltıyla başladı; sonra gölge, cinayetlere, korkuya ve nihayet adını bile anmaya cesaret edilemeyen bir kadına dönüştü: Yasemin.
O, sıradan bir kadın değildi. Sevgi bilmeden büyümüş bir ruhun çürümüş karanlığı değildi sadece… O, diğer gölgelerin bile geri çekildiği bir üst gölgenin beden bulmuş hâliydi. Komşularının kâbusu oldu. Arkadaşının aklını aldı, mahalleyi sessizliğe gömdü ve içindeki varlığın kimse tahmin edemeyeceği kadar eski ve tehlikeli olduğu gerçeği ancak öldüğünde ortaya çıktı.
Mahkeme onu akıl hastanesine mahkûm etti. Ama o gece hastanenin koridorlarında sadece çığlıklar değil, açıklanamayan bir şey dolaştı. Çünkü Yasemin’in ölümü bir son değildi; içindeki üst düzey şeytan, yeni bir beden aramak için özgürlüğüne kavuşmuştu.
Bu roman, insanın karanlık yüzünü, aklını, sınırlarını, metafizik bir kötülüğün sessiz yürüyüşünü anlatıyor; korkunun yalnızca dışarıdan değil, bazen içimizden geldiğini hatırlatan çarpıcı bir gerçeklik…


Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.