Bir gecede her şey değişti.
Özgürlükleri, nefesleri, umutları…
Hepsi karanlığın soğuk duvarlarında yankılanan adımlara teslim oldu.
Ve bir gecede her şeylerini kaybettiler…
Evlerini, özgürlüklerini, sevdiklerini…
En çok da birbirlerini.
Gizli bir laboratuvarda, isimlerini bile unutturmak isteyen bir sistemin içinde sıkışıp kalan bir grup genç;
korkuyla cesaretin, kayıpla bağlılığın arasındaki
en ince çizgide yürümek zorunda kalıyor.
Yiğit, karanlığın gölgesinde açılan her kapıda yeni bir sır,
yeni bir korku ve yeni bir sınavla yüzleşirken;
tek gerçek değişmiyor:
Kurtuluş, herkesin aynı anda yaşayamayacağı kadar
pahalı bir şeydir.
Bir ikizin yarım bırakılmış kaderi,
bir aşkın nefessiz bırakılmış hikâyesi,
ve her bir kaybın ardından bırakılan sessiz karanfiller…
Her adımda yeni bir sır, her kapının arkasında
başka bir tehlike vardır.
Kimi özgürlüğe koşacak, kimi sonsuza dek orada kalacak,
kimisi gün ışığını görecek,
kimisi adı bile anılmadan orada çürüyecek.
Ve gün gelip sessiz bir tepenin rüzgârında savrulan
karanfiller, geride kalanların taşıdığı ağırlığı fısıldayacak.
“Bazı acılar unutulmaz;
bazı hikâyeler yarım kalsa da bitmez.”
Bu roman seni karanlığın derinliklerine çağırıyor
hem gidenleri, hem de kalmayı seçenleri anlamak için.
Cesaretin var mı?


Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.